![]() |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
ANLAM BİLİM
Anlambilim (Semantik) Sözcükte Anlam Genel ve Özel Anlam Somut ve Soyut Anlam Temel (Ana) ve Yan Anlam Gerçek ve Mecaz (Değişmece) Anlam Eş Anlamlılık Yakın Anlamlılık Çok Anlamlılık Eş Adlılık (Eş Seslilik) Karşıt Anlamlılık Anlam Değişmeleri Anlam Daralması Anlam Genişlemesi Deyimler Atasözleri Terimler Bağlam Bağdaştırma Benzetme Metafor (Eğretileme, Deyim Aktarması) |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
![]() |
ANLAM BİLİM - Anlambilim (Semantik)
Dili anlam açısından inceleyen bilim dalı. "Dilbilimsel anlambilim, göstergenin içerik ya da gösterilen yanını ele alır, gösteren(işitim imgesi) ile gösterilen arasındaki ilişkileri, gösterilendeki değişim ve oynamaları, dilsel yapıların anlamsal yönden ortaya koyduğu çeşitli olguları vb. inceler." ANLAM BİLİM - Sözcükte Anlam "Bir göstergenin öteki göstergelerle sıkı sıkıya ilişkili biçimde, belli bir bağlam içinde, belli bir duruma ve koşullara bağlı olarak yansıttığı kavram." Kavram: "1. Dünyadaki nesnelerin, biçimlerin, olgu, durum ve devinimlerin dilde anlatım buluşudur. 2. Dünyadaki nesnelerin ortak niteliklerine dayanan, dile özgü bir genelleme, bir soyutlamadır." ANLAM BİLİM - Genel ve Özel Anlam Kavram, nesne, varlık ve durumları topluca belirleyen sözcüklere "genel anlamlı sözcükler", sınırlı bir anlam boyutunda belirleyen sözcüklere "özel anlamlı sözcükler" denir. Genel anlam Hayvan Roman Özel anlam Kedi Türk romanı Özel anlam Van kedisi Cumhuriyet dönemi Türk romanı ANLAM BİLİM - Somut ve Soyut Anlam Nesnel varlığı olan, gözle görülen, elle tutulan nitelikteki varlıkları belirleyen, herkesçe aynı şekilde anlaşılan, aynı görüntüyü yaratan sözcüklere "somut anlamlı sözcük"; gözle görülmeyen, elle tutulmayan, herkeste aynı duygu ve düşünceleri, aynı görüntüyü yaratmayan durumları belirten sözcüklere "soyut anlamlı sözcük" denir. Örnek: Somut anlamlı sözcük Kalem Fabrika Bilgisayar Soyut anlamlı sözcük Sevgi Düş Kıskançlık ANLAM BİLİM - Temel (Ana) ve Yan Anlam Bir sözcüğün gösterdiği ilk ve temel göstergeye "temel anlam", temel anlamdan kaynaklanan ama temel anlama göre farklılıklar taşıyan, ikinci, üçüncü derece anlamlara "yan anlam" denir. Örnek: Temel anlam Baş: Kafa Burun: Koku alma organı Yan anlam Baş: 1. Tane (bir baş soğan) 2. Önder, yönetici (ustabaşı) 3. Başlangıç (köprübaşı) 4. Uç (topluiğnenin başı) Burun: 1. Bir nesnenin ön kısmı(geminin burnu) 2. Karanın denize uzandığı bölüm, uç nokta (Sinop Burnu) ANLAM BİLİM - Gerçek ve Mecaz(Değişmece) Anlam Sözcüğün herkesçe bilinen anlamına "gerçek anlam", herkesçe bilinenin dışındaki anlamına "mecaz anlam" denir. Mecaz anlamda, sözcüğün belirli bir ilgiyle başka bir kavramın anlatılması için kullanılması söz konusudur; deyimlerde, şiirlerde olduğu gibi. Örnek: Gerçek anlam Zarfı damgaladı. Köpek kudurdu. Yatmadan önce ocağı söndürdü. Elbisesini lekeledi. Hırsız polisin elinden kaçtı. Ekmeğin kaç lira olduğunu bilmiyor musun? Usta motoru yağladı. Ağacı baltaladı. Mecaz anlam Adamı hırsız olarak damgaladılar. Eve geç kaldığım için annem öfkesinden kudurdu. Deprem binlerce insanın ocağını söndürdü. Babasının adını lekeledi. Ayşe'nin uykusu kaçtı. Bu işin tadı kaçtı. İstanbul'a ekmek parası kazanmaya gitti. Annemi iyiden iyiye yağladım, geç kalmamama bir şey demez artık. Enflasyonun yükselmesi ekonominin iyiye gidişini baltaladı. |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
![]() |
ANLAM BİLİM - Eş Anlamlılık
Aynı kavramı karşılayan, birbirinin yerine kullanılabilen, aralarında hiçbir fark olmayan sözcüklerdir. Genellikle bir dile başka dillerden gelen sözcükler ile o dilin kendi söz varlığındaki sözcükler arasında eşanlamlık görülür. Örnek: hane=ev=konut=mesken imtihan=sınav bellek=hafıza mektep=okul kılavuz=rehber=mihmandar hürriyet=özgürlük ajan=casus cevap=yanıt alaz=alev=yalım ödül=ikramiye=mükâfat demek=söylemek kaybetmek=yitirmek açıklamak=izah etmek amaç=gaye=hedef=maksat ANLAM BİLİM - Yakın Anlamlılık Hemen hemen aynı anlamı karşılayan ancak aralarında küçük ayrımlar olan sözcüklerdir. Örnek: korkmak/ürkmek/çekinmek/sinmek bıkmak/bezmek/usanmak kötü/berbat/fena kır/boz/kırçıl/gri/kurşuni gücenmek/darılmak/küsmek/içerlemek semiz/şişman/tombul/tıknaz oturmak/ilişmek/çökmek ANLAM BİLİM - Çok Anlamlılık Bir sözcüğün birden çok durum ya da kavramı ifade etmesi. Çok anlamlılıkta, bir sözcüğün iki biçimi arasında anlam ilişkisi vardır. Örnek: Yüz: 1. Surat 2. Yüzey(suyun yüzü) 3. Bir şeyin ön cephesi(Evin yüzü) 4. Bir şeyin görünen bölümünü kaplamakta kullanılan kumaş (Yorgan yüzü) 5. Yan, taraf. Acı: 1. Tatlı olmayan 2. Koyu (Acı yeşil) 3. Istırap Dil: 1. Ağzın içindeki organ 2. Kilit vb. araçlardaki yassı, hareketli bölüm 3. Nefesli çalgılardaki ince, metal yaprak 4. Denize uzanan kara parçası 5. Konuşma yeteneği 6. İnsanlar arasında iletişimi sağlayan dizge. Kuyruk: 1. Hayvanlarda gövdenin alt uzantısı 2. Uçurtma ve uçakların arkasındaki uzantı. 3. Sıra beklemek için oluşan insan dizisi 4. Başın arkasında toplanan saç. Geçmek: 1. Arkada bırakmak 2. Hastalığın bulaşması 3. Sınıfını başarıyla bitirmek 4. Birşeye gücü yetmemek Dokunmak: 1. Değmek 2. Sağlığın olumsuz etkilenmesi 3. Duygulanmak. |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
![]() |
ANLAM BİLİM - Eş Adlılık (Eş Seslilik)
Sesteş olmakla birlikte aynı anlamı, kavramı karşılamayan sözcükler. Eş adlılıkta, sözcüğün sesçe aynı olan iki biçimi arasında hiçbir anlam ilişkisi yoktur. Örnek: Dolu: Boş olmayan Dolu: Yağan buz parçaları Dil: Tat alma organı Dil: Gönül Kurt: Köpekgillerden yırtıcı hayvan Kurt: Omurgasız, bacaksız küçük hayvan Kara: Siyah Kara: Toprak parçası Yüz: Surat Yüz: 100. Bitmek: Tükenmek Bitmek: Yetişmek (Tarlada ot bitti) |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
![]() |
ANLAM BİLİM - Karşıt Anlamlılık
Birbirine taban tabana zıt durumları ve kavramları ifade eden sözcükler. Her kavramın karşıtı bulunmak zorunda değildir. Örnek: İyi x Kötü Sevinç x Üzüntü Cesur x Korkak Doğru x Yanlış Ödül x Ceza Okumuş x Cahil Güzel x Çirkin Görkemli x Sade Sağlam x Çürük Buruşuk x Düz Gitmek x Gelmek Alt x Üst |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
![]() |
ANLAM BİLİM - Anlam Değişmeleri
Sözcüklerin anlamlarının zaman içinde genişleme, daralma, kayma, kötüleşme, iyileşme gibi değişimlere uğraması. Anlam değişmeleri, dilde zamana bağlı olarak yaşanan bir süreç olduğu gibi, kültürel ve toplumsal değişmelerin de bir sonucudur. Bu, dilin canlı bir varlık olduğunun kanıtıdır. İki tür anlam değişmesi vardır: a. Anlam Daralması b. Anlam Genişlemesi ANLAM BİLİM - Anlam Değişmeleri - Anlam Daralması Sözcüğün, zaman içinde geçmiştekinden daha dar bir anlamı, önceden ifade ettiği anlamın sadece bir bölümünü ifade eder hale gelmesi. Örnek: Eski Türkçe'de : Oğlan -Kız ve Erkek Evlat Davar -Sahip olunan mal, mülk, varlık Savcı -Sözcü, elçi, peygamber İl -Ülke Sanmak -Düşünmek, saymak Dirilmek -Yaşmak, öldükten sonra canlanmak Bugün Oğlan - Erkek evlat, erkek çocuk Davar-Sahip olunan büyükbaş hayvan Savcı-Sanıkları kovuşturan hukuk adamı İl-Vilayet Sanmak-Zannetmek Dirilmek-Öldükten sonra canlanmak ANLAM BİLİM - Anlam Değişmeleri - Anlam Genişlemesi Anlam Aktarması: Kavramın doğrudan kendisinin değil, dolaylı olarak bir başka ifadeyle anlatılması. Örnek: Beyazperde= Sinema Yeşilçam= Türk sineması Sahne= Tiyatro Yeni Dünya=ABD Sandık başına gitmek= Seçim yapmak Yeditepe=İstanbul Dökülmek= Çok yorulmak Köpürmek= Çok öfkelenmek Okşamak= Dövmek Temizlemek= Öldürmek |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
![]() |
ANLAM BİLİM - Deyimler
Sözcüklerin kendi anlamlarından ayrı bir anlam için biraraya gelerek, halk dilinde yüzyıllardır söylene söylene kalıplaşmış bir ifadeye dönüşmesi. Deyimler, bir durum ya da kavramla ilgili ayrıntıları içerir; az sözle çok şey anlatılmasını sağlar. Bir dilin en zengin ve renkli malzemesidir; dilin gücünün göstergesidir. Toplumun geçmişinin, yaşam birikiminin, kültürel ve sosyal kimliğinin işaretlerini taşır. Kalıplaşmıştır; kalıbın içinde yer alan sözcükler eş anlamlı ya da yakın anlamlı başka sözcüklerle değiştirilemez. Örnek: Göze gelmek: Göz değmesi. Göze girmek: Dikkat çekerek ilgi ve değer kazanmak. Gözden çıkarmak: Vazgeçmek, feda edebilmek. Gözü yememek: Bir işi yapabilecek gücü ve güveni kendinde bulamamak. Gözü kesmek: Bir şeyi yapabileceğine güvenmek. Göze almak: Bir şeyi yapabilecek cesareti göstermek, o fedakârlıkta bulunabilmek. Gözünü alamamak: Bakmaya doyamamak. Gözü ısırmak: Tanıyacak gibi olmak. Gözü tutmamak: Güvenmemek, beğenmemek. Gözü ilişmek: İstemeden, birdenbire görüvermek Gözleri yaşarmak: Duygulanmak, ağlayacak gibi olmak. Gözlerinin içi gülmek: Çok sevindiği gözlerinden anlaşılmak Örnek: Canı çıkmak: Çok yorulmak; ölmek; çok yıpranmak Canı burnunda olmak: Çok yorgun ve kızgın olmak. Can kulağı ile dinlemek: Çok dikkatli dinlemek Canından bezmek: Ölecek kadar sıkıntı içinde olmak Canına susamak: Bela aramak |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
![]() |
ANLAM BİLİM - Atasözleri
Toplumların yaşam deneyimlerinden kaynaklanan ve bilgeliğinin ürünü olan cümle kalıpları. Toplumun belleğinde yüzyıllarca varlıklarını sürdüren atasözleri, o toplumun yaşam biçimini, kültürünü yansıtırlar. Kalıplaşmışlardır; sözcükleri ve söz dizimleri değiştirilemez. Atasözleri, ulusların dil hazinesinin en zengin ve renkli ürünleridir. Basit kuruluşlu ama derin anlamlıdırlar. Ezgili ve ritmik bir yapıya sahiptirler. Örnek: Kuzguna yavrusu şahin görünür. Emanet atın dişi arpa yerken kırılır. El elin eşeğini türkü çağırarak arar. Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla. Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al. El el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz. Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır. İşin yoksa şahit ol, paran çoksa kefil ol. |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
![]() |
ANLAM BİLİM - Terimler
Özel bir alanla ilgili kavramları karşılayan teknik sözcükler. Örnek: Alegori: Bir duyguyu, düşünceyi ya da kavramı bir başka varlık yardımıyla sembolize ederek anlatma. Aliterasyon: Aynı harf ya da hecelerin, bir ahenk yaratmak amacıyla cümle içinde sık sık tekrarlanması. Mazmun: Bazı kavramları, durumları anlatmak için kalıplaşmış sözleri kullanmak. Örnek: İnci=diş |
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
![]() |
ANLAM BİLİM - Bağlam (Context)
Bir sözcük ancak diğer göstergelerle birlikte belirli bir kavramı yansıtır; böylece oluşan bütüne “bağlam” denir. Örnek: Çocuğu askere yolladık.//Ne yakışıklı çocuk. ------> Çocuk= Genç erkek Çoluk çocuk nasıl? ------> Çocuk= Ev halkı, evlat Çocuğu emzirdin mi? ------> Çocuk=Bebek Örnek: Sigarayı bıraktım. ------> Bırakmak: Alışkanlığı terketmek Annemi eve bıraktım. ------> Bırakmak: Götürmek |
|
|
|
![]() |
| Etiketler: anlam, bilim, iml, kurallari |
| Etiketler |
| anlam, bilim, imlâ, kuralları |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bilim dili olarak Türkçe | deniz | Türk Dili ve Edebiyatı | 0 | 21.04.10 21:12 |
| Türkçede Birleşik Eylemler ile Anlam Kaymaları | deniz | Türk Dili ve Edebiyatı | 0 | 21.04.10 20:59 |
| Bilim, Kültür ve Öğretim Dili Olarak Türkçe | deniz | Türk Dili ve Edebiyatı | 0 | 21.04.10 20:50 |
| İlkyardımın Altın Kuralları | azra | Sağlık | 0 | 18.04.10 14:39 |
| Forum Kuralları | coders | Forum Kuralları | 0 | 13.04.10 21:51 |
| Forum | Yasal Uyarı |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.3 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Protected by coders Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2 Webcrawler by coders CodersForum Her Hakkı Saklıdır |
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
|