![]() |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
Buyrun size küçük bir sözlük...
İMKANSIZ KELİMELER… ABAK : mim. Başlık tablası ABANDIRMA : Abandırmak işi ABANIK : müz. Esas sese bir üst veya alt derecesine dokunarak geçme ABANMA : Abanmak işi ABANOZGİLLER : bot. İki çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen ve kerestesine ´´abanoz´´ denilen bir bitki ABAZANLIK : Abazan olma durumu ABDİACİZ : Kişinin alçak gönüllülük göstermek için kendisine verdiği san ABECE : Alfabe ABECESEL : Alfabetik ABERASYON : psi. Sapınç ABIKEVSER : esk. Cennette bulunduğuna inanılan ırmak, havuz veya çeşmenin suyu ABİ : 1. Siyah, uzun ceketinin ön tarafı kesik olan ve törenlerde giyilebilen elbise. 2.Ağabey sözünün bir söyleniş şekli ABRAKADABRA : Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz ABUK : Saçma (söz, kişi, davranış) ACEMİCE : Toyca, beceriksizce ACEP : Acaba ACINMA : Acınmak işi AÇGÖZ : Gözü aç, doymaz, tamahkar AÇGÖZLÜ : Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, tamahkar AÇGÖZLÜLÜK : Açgözlü olma durumu veya açgözlüye yakışacak davranış AÇIKLAMA : Açıklamak işi, izah ADEN : Eski Ahit`e göre yeryüzü cenneti AFAZİK : Afaziye tutulmuş AFORİZMA : Özdeyiş AGAT : jeol. İçiçe daireler şeklinde bir kuvars AGAV : bot. Anayurdu Amerika olan, Akdeniz çevresinde de tabiileşmiş olarak yetişen, alkollü içkilerin hazırlanmasında kullanılan gösterişli bir süs bitkisi AGRESİF : Saldırgan AGU : Süt çocuklarının neşelendikleri zaman çıkardıkları ses AĞARMA : Ağarmak işi AĞARTICI : Ağartma işini yapan AĞZAMAK : Sesleri belirterek söylemek AKARCA : Kemik veremi AKMA : hlk. Reçine, çam sakızı AKMAN : Bozulmamış, saf, temiz AKOVA : den. Demirlemek üzere olan bir gemide çıpanın ucunun suya değecek kadar indirilmesi AKYA : zoo. Kemikli-balıklar takımının, Uskumrugiller familyasından, pulları küçük, dişsiz bir balık türü ALIKOYMA : Alıkoymak işi ALLEM : ´´Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak´´ anlamıyla allem etmek ALTÜST : Çok karışık ve dağınık ALYAN : Cıvataları çıkarıp takmaya yarayan, altıgen kesitli, L biçiminde alet AMORAL : fels. Ahlaka aykırılık veya uygunluğu düşünülemeyen şey AMORFİNİZM : tıp. Morfinmanlarda ani olarak morfin kesilmesiyle beliren patolojik durum AMORFOGNOZİ : tıp. Şekil ve hacimlerin dokunma yoluyla tıkanmasından meydana gelen bozukluk AMOROTİK : tıp. Kör, bakar kör AMOROZ : tıp. Dış bir değişiklik olmadan göze arız olan körlük, bakar körlük AMOROZO : müz. Yumuşak, baygın bir biçimde AMORS : elek. Magnetik bir tabakası olmayan ve magnetik bantla aynı ende bulunan, uzun veya kısa bir şerit ANADİL : dilb. Başka diller türetmiş olan dil ANALEM : astr. Belli bir anda, bir yıldızın yüksekliğini ve meridyenden geçiş saatini vb. bulmayı sağlayan meridyen düzlemi üzerine küre dairelerinin dik izdüşümü ANALOG : Benzer, eş ANIZLI : Henüz anız durumunda olan (tarla) ANKEBUT : esk. Örümcek ANLAMA : Anlamak işi ARAKLAMA : Araklamak işi, çalma, aşırma AROMALI : Hoş kokulu AROMASIZ : Aroması olmayan ASİMİLE : ``Benzeşmek, kendine uydurmak`` anlamındaki ``asimile etmek`` birleşik fiilinde kullanılır AŞIRMA : Yapı çatılarında uzun mertek, aşık ATAÇ : biy. Atalardan gelen ATILI : Atılmış, ertelenmiş, tehirli ATİYYE : Bahşiş, hediye AVRET : Edep yeri AVRO : Avrupa Birliği `nin ortak para birimi AYILMA : Ayılmak işi AYRIMCILIK : Ayrım yapma durumu AZALAN : Eksilen, miktarı küçülen AZALIŞ : Azalma işi veya biçimi AZITMA : Azgın duruma getirme AZUROFİL : biy. Anilin mavisi boyaları ile boyanma AZÜLİN: kim. Aurin`in anilin ile ısıtılması sonucu elde edilen mavi boyar madde BABUİN : zoo. Maymunlar takımının, uzun kuyruklu maymungiller familyasından bir memeli türü BAĞIRMA : Bağırmak işi BALAK : Manda yavrusu, malak BALENA : Yaka ve kumaşları dik tutmak için balina çubuğundan yapılma parça BALIKETİ : Ne zayıf ne de şişman olan (kimse) BALMUMU : Arıların peteklerini yapmak için karın halkaları arasından saldıkları yumuşak ve sarımsı madde BALOZ: Gemici, işçi vb. kimselerin eğlenmek için gittikleri içkili, danslı yer BANU : Hanımefendi, prenses BARELİYEF : heyk. Bir fon üzerine kabartma yapılmış heykel işi BARINMA : Barınmak işi BARKAN : Çöllerde rüzgarın esme yönüne dikey doğrultuda oluşan, ay biçimindeki küçük kumul kitlesi BASIMEVİ : Basım işi yapılan yer, matbaa BATIM : Batma hali BAZALI : Bazası olan BECİT : Gerekli, önemli, geciktirilemez BEĞENCE : Bir kitabın başına, beğendiğini söyleyip övmek için yetkili kimse tarafından yazılmış yazı BELBELE : Bir çeşit emzikli bardak BELİRGİ : Belirmenin sonucu, iz BELVAZ : Duvardan dışarıya çıkan direk ve kiriş ucu BELVÜ : Güzel görünüş ve manzara BENCE : Bana göre, düşündüğüm gibi BERİKİ : Beride olan BES : Elverir, yetişir, kafi BESİM : Güleryüzlülük BEŞİR : Sevinçli haber getiren, müjdeci BETA : Radyoaktif cisimlerin yaydıkları üç ışından biri BONAÇA : den. Limanlık, durgun hava, sakin deniz BÖLE : hlk. Kuzen, kuzin BÖYLECE : Sonunda, böylelikle BRİT : Düğmeyi iliklemek için kumaş veya iplikten yapılmış özel bir tür ilik BUÇUK : ... ve yarım BUĞUZ : Kin besleme, nefret etme BUNALMA : Bunalmak işi BUNCA : Epey, çok BURÇİN : zoo. Dişi geyik BURÇUN : zoo. Dişi geyik BÜRET : kim. Volümetrik kimyasal analizlerde ölçülü hacimlerin kolayca alınmasını sağlayan dar ve uzun cam boru CADISÜPÜRGESİ : bot. Emeçleri dal uçlarındaki kabuk altında sıkı bir ağ örerek çekirdekli yemiş ağaçlarının meyve verimine engel olan asklı mantar CAHİLANE : Cahilce CAHİLCE : Cahile yakışır biçimde CAMEVİ : Çerçevede camın yerleştirilmesi için açılan yiv CEMEVİ : Alevilerin toplanma yeri CEVAHİR : Elmas, yakut vb. değerli taşlar, mücevher CIZ :Çocuk dilinde ateş CİBİN : Sinek CİMA : İnsanlarda çiftleşme, cinsel ilişki CUK : ``Tam yerine denk gelmek, uygun gelmek`` anlamlarındaki cuk oturmak deyiminde geçen bir söz CUKKA : hlk. Hayvan ve insan memesi ÇAKIŞMA : Çakışmak işi ÇAKRA : Vücuttaki enerji üreten noktalardan her biri ÇARESİZCE : Çaresiz bir biçimde ÇARPIŞMA : ask. Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma ÇERAĞ : İçine yağ konulup yakılan kandil ÇETONYA : zool. Yeşil, kırmızı, mavi, madeni renkli bir böcek ÇIKIT : Çıkılacak yer, çıkak ÇITIR : Çok taze, gevrek DAHİYANE : Dahice DANDİK : argo. Düşük nitelikli DANK : ``Bir olay sebebiyle birden doğruyu anlamak`` anlamında dank etmek birleşik fiilinde kullanılır DARABA : Bazı yörelerde duvarların tahta kaplamalarına ve duvara bitişik olarak yapılan peykelere verilen ad DARAÇ : Dar DARCA : Biraz dar, pek geniş olmayan DEFİ : Taraflardan birinin kendisine açılan davada borçtan kurtulmak için başvurduğu her türlü yol DEH : Binek veya koşum hayvanlarını yürütmek için söylenen bir söz DEMCİ : Sarhoş DEMREN : Mızrak ve okların ucuna takılan sivri demir veya kemik parçası DENDRİT : hist. Sinir hücresinin ağaç dalı biçimindeki ince uzantıları olup, uyarmaları sinir hücresine iletmeye yarar DENDROMETRE : Ağaçların boyutlarını, özellikle yüksekliğini ölçmeye yarayan alet DEPOZİTOLU : Depozitosu olan DEPOZİTOSUZ : Depozitosu olmayan DEPREŞME : Depreşmek durumu DEPREŞTİRME : Depreştirmek işi DERPİŞ : Önde, göz önünde bulunan DERRAK : Çabuk anlayan, anlayışlı DESİ : Ölçülerin başına gelerek ``onda bir`` anlamını veren bir ön ek DESİKASYON : tıp. Kurutma DESİKATİF : tıp. Kurutucu, kurutan DESMİT : patol. Bağ iltihabı DETAYLI : Ayrıntılı DİLARA : Gönül bezeyici DİSTRİBÜTÖRLÜK : Dağıtıcılık DİZİYEM : Onda bir DİZÜRİ : patol. İşeme zorluğu, sidik zoru DOLAR : Amerika Birleşik Devletleri, Kanada vb. devletlerin para birimi DÖVEN : Harmanda ekinlerin sap ve tanelerini ayırmak için kullanılan, at veya öküzle çekilen kızak şeklinde alet DÜ : İki DÜÇAR : Uğramış, yakalanmış, tutulmuş DÜRGÜ : Elbise ve kumaşların büklüm yerleri DÜRZÜ : argo. Ağır bir hakaret sözü EGALE : Eşitlenmiş, eşit olmuş EKÜ : Avro ELDİVENCİK : Cerrahide pansumanları parmaklar üzerinde tutmaya yarayan bir sargı çeşidi ELİF : İstenilen, alışılan şey, ülfet ELLEME : Ellemek işi ELYAK : Çok yakışır, en layık EMBESİL : Budala, aptal ENEME : Hadım etme ENİS : Dost, yakın arkadaş, yar ENSAR : Hz. Muhammed`e hicret zamanında yardım eden Medineliler ENSEFAL : tıp. Kafatası içindeki beyin ve yardımcı organların oluşturduğu yapı ENVAİÇEŞİT : Çok değişik türleri olan, çeşit çeşit ERCE : Er gibi, ere yakışır biçimde ERGİME : Sıcaklığı artırılmak yoluyla bir cismin katı durumdan sıvı duruma geçmesi ESAME : Adlar, isimler; esami ESBAP : Sebepler, nedenler EŞEL : Ölçek EŞK : Gözyaşı ETFAL : Çocuklar ETİN : kim. Asetilen`e Cenevre sınıflandırması gereğince verilen ad EVLENME : Evlenmek işi, izdivaç FALANCA : Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime, falan kimse familyası FARİĞ : Vazgeçmiş, çekilmiş FASIK : Allah`ın emirlerini tanımayan, sapkın, günah işleyen FEM : zoo. Ağız FENİK : mec. Çok az para FENİL : kim. Formülü -C6H5 olan tek değerli kök FERAĞ : Bir işten vazgeçme, çekilme, el çekme FERTİL: Verimli FERTİLİTE : tıp. Doğurganlık FERTİLİZASYON : Döllenme FEVÇ : esk. İnsan kalabalığı FEVKANİ : Üstte, üstteki Fİ : ``De`` ve ``içinde`` anlamına gelir. ``Oldukça geçmiş bir tarihte`` anlamı ile kullanılan ``fi tarihinde`` deyiminde geçer. FİNK : ``Hiçbir şeye aldırmadan gönlünce gezip eğlenmek`` anlamına gelen fink atmak deyiminde geçen bir söz FORT : Bir ayakkabının arka kısmına sağlamlık veren ve ayağı tutmaya yarayan deri parçası FOŞ : Suyun ani ve fazla miktarda dökülmesi sırasında çıkan ses FOTON : fiz. Boşlukta 300,000 km/sn`lik hızla gerçek bir mermi gibi yayılan ışık taneciği veya enerji kuvantumuna verilen ad FÖNLÜ : Sıcak ve sert rüzgar veren bir aletle biçim verilmiş olan (saç FRANK : İsviçre para birimi GABYAR : den. Yelkenli gemilerde yelken, arma, seren ve bütün bunlara ait her tür işi yapan görevli GACIRDAMAK : ´´Gacır´´ diye kulak tırmalayıcı ve düzensiz ses çıkarmak GACIRDATMAK : Gacırdamasına sebep olmak GACIRTI : Gacırdarken çıkan ses GADDARCA : İnsafsızca GAFUR : Çok bağışlayıcı, merhamet eden ve bağışlayan (Tanrı) GAL: Bazı böceklerin larvalarının, bitkilerin yapraklarında, dallarında meydana getirdiği yumru veya şişkinlikler GAMA : fiz. Radyoaktif cisimler tarafından yayılan ve x ışınlarından daha kısa dalgalı olan ışınlar GARİK : Suya batmış, suda boğulmuş GAZE : Eski kadınların kullandığı kızıllık düzgünü GAZELİMSİ : Gazele benzeyen, gazel gibi GEME : Büyük fare, sıçan GENELEV : Genel kadınların erkek kabul ettikleri yer, umumhane GERİM : tıp. Dinlenme durumundaki kasın normal gerginliği GERZEK : argo. Geri zekalı GEZİM : Turizm GİRYE : Ağlama GÜLİZAR : Gül yanaklı, pembe yanaklı GÜM : Derinden ve patlayıcı yankılı gürültü HAVF : esk. Korku HAVİL: Korku HAYIT : bot. Mine çiçeğigillerden, Akdeniz çevresinde yetişen, çiçekli, 1-2 m boyunda bir ağaççık; ayıt HAYIZ : Kadınlarda aybaşı HEVA : İstek, heves HİF : bot. Yüksek yapılı mantarlarla, likenlerde miselyumları meydana getiren klorofilsiz hücrelerden ibaret tellere verilen ad HOP : Birden, hızla ve heyecanla yerinden fırlayıp sıçramayı anlatır HÜDA : Doğru yolu gösterme, doğru yola gitme IRAMA : Uzaklaşma, uzama IRIP : Bir tür balık ağı; ığrıp IS : Bir şey kendisinin olup onu kanun sınırları içinde istediği gibi kullanma hakkı olan kimse İBN : Oğul, erkek evlat İCMA : Toplama İKALE : huk. Bir sözleşmenin iki tarafın anlaşmasıyla ortadan kaldırılması İLA : ...-den, ...-e kadar İLAMAT : Davanın mahkemece nasıl bir karara bağlandığını gösteren belgeler İLEKLEME : İlek sineği taşıyan ilek incirlerinin lop incir elde etmek amacıyla incir bahçelerine asılması İNKIRAZ : Batma, çöküş, yok olma, son bulma İNTİBAH : Uyanma, uyanış İREM : Cennet İRİTE : ``Sinirlendirmek`` anlamında irite etmek birleşik fiilinde kullanılan bir söz İRSAD : Hazırlama, hazır etme İSTEME : İstemek işi İŞİTME : Duyma İVEZ : zool. Bir çeşit sinek İZAR : esk. Yanak JEN : Gen JENG : Pas, küf JEOMORFOLOJİK : Jeomorfoloji ile ilgili JİNEKOLOJİK : Jinekoloji ile ilgili JİUJİTSU : Güçten çok yönteme dayanan, çıplak elle Japon savunma tekniği JÖLELİ : Jölesi olan, jöle sürülmüş olan KALINCA : Kalına yakın kallem etmek deyiminde geçen bir söz KANALİZE : ``Yönlendirmek`` anlamındaki kanalize etmek ve ``yönlenmek`` anlamındaki kanalize olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz KARAT : Değerli taşlar için kullanılan 0,200 grama eşit ağırlık ölçüsü karıştırılmış katı ilaç KARZ : esk. Ödünç verme veya ödünç olarak alma KASAR : Pamuk ipliğini veya bezini soğuk su ile yıka..... ağartmak, kastar KASILMA : Kasılmak işi, büzülme KATER : tekn. Bir perdah takımını taşıyan, döndüren veya hareket ettiren silindir biçiminde kol KATERGOL : hava. Eksometrik çözülmesi bir katalizör ile sağlanan ve tek sıvıdan meydana gelen propergollere verilen genel ad KATILIMCI : Herhangi bir etkinliğe katılan kimse, şirket vb., iştirakçi KATSAYI : fiz.mat. Tekterimli bir cebirsel ifade ile çarpılan bir sayı veya harf KAVALA : Deniz kenarında salaş ve dam gibi barınılacak yer KAZAR : astr. Çok uzakta ve çok güçlü radyokaynakları olan gök cisimleri kümesi KEF : Köpük, tortu KELP : Güney denizlerinde görülen ve bazen önemli miktarı bulan yüzer suyosunu yığınlarına verilen ad KESİ : Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarından birinin veya bir şeyin gelirini satın alma, kesenek KESİŞME : Kesişmek işi KEŞAN : Çeken, çekerek götüren KEVEN : bot. Baklagillerden, bazı türlerinden kitre denilen zamk çıkarılan, dikenli bir çalı, geven KILAÇ: Buğdaygiller familyasından, boğumları tüylü ve tohumu mızrak gibi bir bitki KIRAÇA : İstavrit balığının küçüğü KİLT : İskoçya dağlılarının iskoç kumaşından yapılan kısa etekliği KİŞ : esk. Din, mezhep, inanış KOBİL : den. Salmon balığı avcılarının kullandığı dört köşe kıçlı, altları düz ve alçak yapılı filika KOFTİ : argo. Değersiz, işe yaramaz kimse KOLAJEN : biyokim. Katılgan dokuda hücrelerarası maddenin esasını meydana getiren ipliksi protein KOLPA : Bilardo oyununda vuruş, kolpo KOLPO : Bilardo oyununda vuruş KOMBİLİ : Kombi tesisatı döşenmiş KOMET : Kuyrukluyıldız KONTÖRLÜ : Kontörü bulunan KORONA : gökb. Güneş tacı KOTARMA : Kotarmak işi KOYUT : mant. mat. Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek, konut KÖBÜRGE : Büyük davul KÖN : İşlemeye hazırlanmış hayvan derisi KÖNEK : Su koymaya yarayan, ağaçtan yapılmış kap KÖNÜ : Hak ve tüzeye uygun olan veya uygun davranan KÖPEÇ : Pişmiş topraktan yapılmış, içine 15 okka kadar su veya pekmez konabilen iki saplı testi KRİMİNAL : Ağır suçla ilgili KRİMİNALİST : huk. Cinayetleri inceleyen, cinayetler üzerine yazı yazan kimse KRİMİNALİSTİK : Ceza hukukuna eklenen ve amacı, kanunun suçu önleme organizmaları tarafından uygulanmasına imkan sağlamak veya kolaylaştırmak olan tekniklerin tümü KRON : İsveç, Norveç, Danimarka ve Çek para birimi KURAN : Bir binanın veya heykelin esas çatmalarını ve içinin iskeletini teşkil eden ağaç demir veya ana duvarlar KUŞAM : esk. Kuşanılan şeyler KÜRET : Çeşitli cihaz, alet, silah vb. temizlemekte kullanılan demir palet LANE : Kuş yuvası LANSET : tıp. Neşter, genellikle iki yüzlü olan bıçak LAVUK : argo. Gereksiz konuşan kimse LEF : İçine sokma, iliştirme LEHTAR : Yandaş, taraftar LİBERO : spor. Son adam LİFTİ : Bir ağacı oymak için ağzı tam veya yarım değirmi ve keskin olarak demirden yapılmış alet LİMUZİN : İçinde her türlü donanım bulunan lüks, uzun ve geniş otomobil türü LİRET : esk. İtalyan para birimi LİZA : dokb. Dokuların, mikropların bir lizinle eritilmesi veya sindirilmesi sonucunda meydana gelen ürün LİZİN : biyokim. Proteinli maddelerin iki katına çıkarılmasıyla oluşan, diaminokaproik asit LOHUSA : Yeni doğum yapmış kadın; loğusa MAAİLE : Ailece MAALMEMNUNİYE : Seve seve MACERAPEREST : Macera düşkünü MACİT : Şan ve şeref sahibi kimse MACUNLAŞMAK : Macun koyuluğuna gelmek MADARALAŞMAK : Madara durumunda olmak MADDELEMEK : Madde madde yazmak MADDELEŞMEK : Madde durumuna gelmek MADEM : ``Değil mi ki, -diği için, -diğine göre`` anlamlarında sebep göstermek için, başına getirildiği cümleyi daha sonraki cümleye bağlayan bir söz MAH : esk. Ay MAKOSEN : Kısa ökçeli, bağsız ayakkabı MALAKARİ : Alçıdan yapılmış kabartma süslemelerine verilen ad MALTAZ : biyokim. Bira mayasında ve tükürükte bulunan maltozu glukoza çeviren enzim MAR : esk. Yılan MARA : zool. Kemiriciler takımının, Kobaygiller familyasından bir memeli türü MARK : esk. Alman para birimi MASTİT : tıp. Meme iltihabı MAVRA : Palavra MENAM : Uyku MENTA : Nane likörü MERBUT : Bağlı, bağlanmış MESA : Engebe terselmesiyle lav akıntısı kalıntılarının meydana getirdiği yayla MESTUR : Örtülü, kapalı, gizli MESTURE : Örtülü, kapalı, gizli MİSO : Tuzlu ve zengin çeşnili bir tür tatlandırıcı MONO : zool. Ötücü-kuşlar takımının, Monogiller familyasından, 12 cm uzunluğunda bir kuş türü MONTE : Montaj MOSKOF : Acımasız, zalim MOSKOFLUK : Acımasızca davranış MOYMUL : zool. Atmaca ve doğana benzeyen bir tür yırtıcı kuş MUS : Süperpoliamitli sentetik iplik MUSHAF : Sayfalar halinde düzenlenmiş şey, kitap MÜBAH : Dini bakımdan yapılmasında sakınca olmayan, yapılması günah veya sevap olmayan MÜJGAN : Kirpik NAKA : esk. Dişi deve NAZİF : Temiz NEF : esk. Menfaat, çıkar NEREDE : ``Hangi yerde`` anlamında bir zarf NETA : den. Döküntü bulunmadığı için hiç bir tehlike bulunmayan yer NİHAL : Fidan, taze sürgün NİK : İyi, hoş, güzel NİRAN : esk. Ateş, cehennem NODÜL : tıp. Düğümcük NUSH : Öğüt, nasihat NÜKS : Bir durumun veya olayın yeniden ortaya çıkması OBLİGASYON : Zorunluluk OBLİTERASYON : patol. Vücuttaki boşlukların dolması, yapışması veya tıkanması OBNÜBİLASYON : patol. Zihin bulanıklığı OMALJİ : tıp. Omuz bölgesinde romatizmal ağrılar OMEGA : term. İçinden sıcak bir akışkan geçirilen bir boru şebekesinin serbestçe genleşmesini sağlayan yarım daire biçiminde boru ORTANCA : Büyüklük, irilik bakımından üç nesne arasında sondan veya baştan ikinci gelen OSKÜLASYON : mat. Oskülatör çizgilere ve yüzeylere özgü değme OTAK : Büyük ve süslü çadır, otağ OTAMA : Otamak işi, tedavi OTİT : Kulak iltihabı OTLANMA : Otlanmak işi OVÜL : ecz. Dölyoluna konarak kullanılan, yumurta biçiminde ve genellikle jelatinli gliserinden bir sıvı içine OYAN : Atın başına geçirilen dizgin ve süsler ÖDEŞME : Ödeşmek işi ÖĞRENME : Öğrenmek işi ÖKÇEÇENE : döş. Boru anahtarının kola bağlı olan setleri dışa dönük hareketsiz çene ÖLÇME : Ölçmek işi ÖTELEME : Öteye götürme; belli olmayan bir süre erteleme ÖTELEMEK : Öteye götürmek; belli olmayan bir süre ertelemek ÖTRE : Arap harfli metinlerde bir ünsüzün o, ö, u, ü seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret ÖYKÜNME : Öykünmek işi, taklit ÖZELLİKLE : Özel olarak, her şeyden önce, hele, bilhassa ÖZENME : Özenmek işi, özen PAÇAVRALAŞMAK : Paçavra durumuna girmek PALAMUTLULAR : bot. Kayıngiller PALEONTOLOJİK: Paleontoloji ile ilgili PALMİYEGİLLER : bot. Sıcak bölgelerde yetişen, hurma ve Hindistan cevizi ağaçlarını içine alan bir familya. PAN : Otomobil, bisiklet v.b`nin bir bozukluk sonucu yürümez hale gelmesi PANELİST : Panelde konuşmacı olan PANİKATAK : Aşırı korku, heyecan dolayısıyla saldırgan, telaşlı davranışta bulunma veya içine kapanma PAPAĞANGİLLER : zool. Ayakları tırmanmaya uygun, canlı, zıt renkli, basit konuşmaya alıştırılabilen, sıcak PAPAĞANLAŞMAK : Başkasından duyduklarını düşünmeksizin aynen tekrarlamak PAPAĞANYEMİ : bot. Yalancı safran PAPAZKARASI : Kırmızı şarap yapımında kullanılan bir tür üzüm cinsi PAPİRÜSGİLLER : bot. Bir çeneklilerden, örneği papirüs olan otsu bitkiler familyası PARACA : Para ile ilgili olarak, para bakımından PARACI : Parayı seven kimse PARAMNEZİ : Kelimelerin anlamlarını ve kullanışlarını unutma sonucu oluşan bellek zayıflığı PARAPSİKOLOJİ : Doğaüstü olayları araştıran ve inceleyen ruh bilimi PARAPSİKOLOJİK : Parapsikoloji ile ilgili PARATÜBERKÜLOZ : Geviş getirenlerde aside dirençli bir bakterinin sebep olduğu hastalık PARAZİTOLOJİK : Asalak bilimi ile ilgili PAYEN : Çok tanrılı dinden olan (kimse), pagan PAYLAMA : Paylamak işi, azarlama PAZUBENT : Belli bir amaçla kola geçirilen enli kuşak, kolçak PER : Kanat PERTEV : Parlaklık, ışık PESO : Birçok Güney Amerika devletinde kullanılan para birimi PİSET : kim. Laboratuvarlarda yıkama için kullanılan, ağzındaki iki cam borudan biri üflenince ötekinden su fışkıran, sürahi biçiminde alet PİVOT : sp. Basketbolda, oyuncunun yerdeki ayağının üzerinde dönerek yaptığı hareketle pas vermesi veya potaya şut atması PÖF : İğrenme anlatan bir söz PÖRSÜME : bot. Dokularda su bulunmadığı zaman aşağıya sarkan yaprak ve dalcıkların yumuşama hali PROMİL : Kanda alkol varlığı birimi PUŞE : Örtü PÜLOT : spor. İçi kum doldurulmuş, cilalı ve yağlanmış bir topla bir duvar karşısında oynanan oyun RAK : Üzerine yazı yazılan tabaklanmış ceylan derisi RAMAK : ``Bir şeyin olmasına çok az kalmak`` anlamına gelen ``ramak kalmak`` deyiminde geçer RAVİ : Rivayet eden, anlatan; şiir, hikaye vb. nakleden (kimse) RAVZA : Bol ağaçlıklı ve çiçekli bahçe REENKARNASYON : Ruh göçü REF : Ortadan kaldırma, lağvetme RETTO : müz. Doğru, ileri RİBA : Çoğalma, artma RİBOZ : kim. Formülü CH²OH (CHOH)3CHO olan şeker RİBOZOM : RNA tarafından hücre proteinlerinin sentezlenmesini kontrol eden proteid parçacığı RİJİT: Sert, katı (davranış) RİSALET : Peygamberlik, elçilik RİYAL : Suudi Arabistan para birimi RUJLU : Ruj sürülmüş RUTİL : min. Doğal titan oksid SA : esk. Bir çeşit tahıl ölçeği SAFA : Gönül şenliği, huzur; sefa SAFİYANE : Safçasına SAFKAN : Irkının saf özelliklerini taşıyan SAKE : Pirinçten yapılan bir tür Japon rakısı SAKS : Eskiden Almanya`da Saksonya`da yapılan her türlü porselen işi SANİ : Yapan, meydana getiren SARICA : zoo. Yaban arısı SATAŞMA : Sataşmak işi SAVAŞMA : Savaşmak işi, muharebe SAYMA : Saymak işi, ad, tadat SEBLA : Uzun kirpikli (göz) SELVİ : Servi SEMRA : esk. Esmer SENCE : Sana göre, düşündüğün gibi SETİK : İnce bulgur SİGA : elek. Amper-saat olarak ölçülür SİMULTANE : Aynı anda olan SİMÜLASYON : Benzetim SİMÜLATÖR : Bir makinenin, bir sistemin veya bir olayın ne şekilde çalışıp, ne şekilde gelişeceğini önceden göstermek için bir ordinatör aracılığıyla düzenlenen program SİNME : Sinmek işi SİR : esk. Doymuş, tok SİTARE : Yıldız SİVİLCE : İçinde irin bulunan küçük deri kabarcığı, en küçük çıban. SOLARİZASYON : fot. Developman sırasında hassas yüzeyi soyutlaştırarak özel sonuçlar elde etmeye yarayan işlem SOLLAMA : Sollamak işi SOTA : arg. Şaşırtmak, çıkmaza sokmak SOYGA : zool. Küçük ve tüyleri alacalı bir karga türü STERLİN : Yüz peniden oluşan İngiliz para birimi STREÇ : Esnek SUÇLAMA : Suçlamak işi, itham SUDE : Sürülmüş, sürtülmüş SUPANGLE : Çikolata ile yapılan bir çeşit tatlı SUS : Güve, kurtçuk SUSALLAR : bot. Suda yaşayan bitki veya hayvan familyası ŞADAN : Sevinçli, keyifli ŞAHİ : Mermer denilen bir çeşit ince patiska ŞALOPA : Küçük bir gemi gibi kullanılabilen büyük sandal ŞALTAK : Kavgacı ŞAR : esk. Şehir ŞEKEL : İsrail para birimi ŞEMİGRAFİ : matb. Foto-kimyasal usulle baskı kalıpları hazırlama şekli ŞİLİN : esk. Avusturya para birimi ŞİŞİK : Kabarık, şiş ŞUBAT : Yirmi sekiz, artık yıllarda yirmi dokuz gün süren, yılın ikinci ayı ŞUTÖR : Futbolda topa sert ve ani bir ayak darbesiyle vuran oyuncu TALKIN: Telkin TAVİZKAR : Ödün veren TAZECE : Tazeye yakın, taze gibi TAZİR : Esassız özür bildirme, bahane arama TEHZİL : Alaya alma TEKİLA : Sert bir Meksika içkisi TEKLEME : Bozulup çalışmama, tutukluk yapma TEKMELİK : spor. Oyunlarda tekmelerden korunmak için diz kapağı ile bilek arasında kalan bacak bölümünün ön yüzüne takılan, plastik vb. sert maddeden yapılmış koruyucu TEZATLIK : Zıtlık, tezat TEZCE : Çabucak TIR : Genellikle uluslar arası karayolu taşımacılığında kullanılan, dingil sayısı fazla olan uzun kamyon TIS : Kaz, kedi, yılan vb.nin çıkardığı ses TİMİN : Pirimidin serisinden azotlu baz TOFU : Soya eti TONER : Bilgisayar yazıcısı veya fotokopi makinesinde kullanılan toz durumundaki mürekkep TÖKEZLEME : Ayağı bir yere çarpıp sendeleme TÖPİ : Eski Türklerde başa giyilen bir çeşit kisve TRAK : tiy. Oyuncunun sahneye çıkacağı sırada veya oyun sırasında korkuya kapılması, rolünü unutması TULGA : Savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık, tolga TURNET : matb. Klişecilik ve ofset kalıpların hazırlanmasına, ince ve düzgün olarak kaplanmasına ve kurumasına yarayan alet TÜREME : dilb. Aynı kökten çıkma UKBA : Ahiret, öbür dünya URA : Çıplaklık USULCA : Yavaşça, sessiz bir biçimde UYGARCA : Uygara yakışır biçimde UYUMA : Uyumak durumu ülke kuşlarını içine alan familya VARMA : Varmak işi VENÜL : anat. Toplardamarcık YAĞMALAMA : Yağmalamak işi YAKAZA : Uyanıklık, uyuyamayanın hali YALAKALIK : Yaranmak amacıyla aşırı derecede övgüde bulunma işi YALINAYAK : Ayakları çıplak YAPAK : Yapağı YAZANAK : Bir konuda yapılan inceleme, araştırma sonucunu, düşünceleri veya tespit edilenleri bildiren yazı, rapor YEĞLEME : Yeğlemek işi, tercih YELLOZ : Ahlaksız, hafifmeşrep YELTENME : Yeltenmek işi veya durumu YENİCE : Oldukça yeni YIĞMA : Yığmak işi YILMAZ : Bir işten gözü korkup vazgeçmeyen, yılmayan YUĞ : Eski Türklerde ölüler için yapılan tören, yoğ YÜRÜME : Yürümek işi YÜZDE : Herhangi bir işte aracı olan kimseye, görevinin karşılığı olarak belli bir hesaba göre verilen ücret, yüzdelik. ZAKİR : Tespih çekerek Tanrı`nın adını anan, zikreden ZAKİRE : Hatıra getiren, andıran şey ZAMANLAMA : Zamanlamak işi ZAMANLILIK : fels. Zaman içinde olanın özelliği ZANİ : Zinada bulunan erkek ZEBUN : Güçsüz, zayıf, aciz ZEBUNKÜŞ : Güçsüze acımayan, zavallıları ezen ZEBUNKÜŞLÜK : Güçsüze acımama, zavallıları ezme durumu ZEDE : ´´Vurulmuş, uğramış´´ anlamında, felaketzede, kazazede gibi bileşik kelimelerin bileşimine girer ZENK : zoo. Yaprakbiti ZOMP : Taş kırmaya yarayan dört köşe, büyük başlı varyos ZORLUKLA : Zor bir biçimde, güçlükle ZÜHRE : Çiçek |
|
|
|
![]() |
| Etiketler: bilinmeyen, imkansiz, kelimelerkolay |
| Etiketler |
| bilinmeyen, imkansız, kelimelerkolay |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İnadına Yanlış Söylenen Kelimeler | deniz | Türk Dili ve Edebiyatı | 0 | 21.04.10 20:55 |
| Kötü Yola Düşen Kelimeler.. | deniz | Türk Dili ve Edebiyatı | 0 | 21.04.10 20:50 |
| Forum | Yasal Uyarı |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.3 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Protected by coders Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2 Webcrawler by coders CodersForum Her Hakkı Saklıdır |
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
|