![]() |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
Giriş
Bilimin kaynağı teoriye dayanır. Edebiyat biliminde ise bu durum daha da belirgindir. Bir edebiyat araştırmacısı elde ettiği bulguları teori olmadan değerlendiremez. Edebiyat eleştirmeni ise teori ve teorinin ortaya attığı terimler olmadan, edebî metin hakkında fazla bir yargıya varamaz. Edebiyat eseri hakkında eleştirmenin verdiği hükümler spekülasyondan öteye geçemez. Bu bakımdan edebiyat teorisi, edebiyat tarihi ve edebiyat eleştirisi iç içe geçmiştir. Aşağıda önce teorinin ne olduğu basit bir şekilde anlatılmış, ardından 20.yüzyılda gelişen belli başlı edebiyat eleştiri yöntemleri hakkında kısa bilgi verilmiştir. Ayrıca her bir yönteme dair bir kaynakça sunulmuştur. Yararlı olması dileğiyle… Kaynak : balikesir.edu |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
![]() |
TEORİLER (Théorie=Theory)
Teori (kuram:nazariye) kelimesi pratik kelimesinin karşıtıdır. Pratik bir ihtiyacı karşılayan faydalı bir iş ve hareket demektir. Teori, bir çok kanunların düzenli bir şekilde birleştirilmesiyle meydana gelen genel bir hipotez ve açıklamadır. Deney metoduyla geçek kanunlar elde edilir. Fakat zihnin birleştirmek ihtiyacı ile bu kanunlar da gruplar halinde birleştirilerek daha genel ve geniş kanunlar kurulmak istenirse, teoriler meydana gelir. Teoriler kanun değildir. , çünkü bunlar çok geniş ve çeşitli olaylara ait olduğundan deneylemelerini yapmak ve gerçekliklerini göstermek mümkün olamaz. Bu sebeple teoriler “genel ve geniş hipotezler” şeklinde kalırlar. Teoriler kanunları aşan ve ötesine geçen büyük hipotezlerdir. Meselâ Aynştay’ın İzafiyet Teorisi gibi. Teorilerin Özellikleri 1.Teorilerin doğmasında, bilginin, zekânın ve hayâl gücünün büyük rolü vardır. Birbirlerinden farklı ve uzak bir çok olay arasında yeni ilişkiler bulmak, bunları birleştiren mekânizmayı göstermek ancak büyük bilginlerin işidir. 2.Teoriler geneldir. Çünkü bir teori bazen bir ilmin konusu içine giren sayısız olayları kapsar. Yahut birkaç ilmi içine alacak genişlikte olur. 3. İlimlerde bir açıklama ve araştırma metodu ödevi görürler. Yani ilimlerde hem sebep, hem kanunu göstermek suretiyle tam bir açıklamaya yararlar. Teoriler bir çok olayları ve varlıkları bir tek hipotez içinde birleştirdiklerinden zihnin birlik ve düzen ihtiyacını karşılarlar. Birlik ve düzen içinde görülen olaylar ve varlıklar daha kolay anlaşılır. Bu sebeple teoriler, varlıkları akıl yoluyla anlamaya ve görmeye yararlar. 4. Teoriler birçok kanunları birleştirdiklerinden onlara da bir hareket noktası ödevi ödevini görürler. Bu bakımdan teoriler sanki bir prensip ödevini görürler. Kanunlarda istisna teşkil eden bazı olaylar teoriler yardımıyla daha iyi açıklanır, bazen yeni buluşlara ve keşiflere yol açarlar. MODERN EDEBİYAT TEORİLERİNE GİRİŞ Bu derste modern edebiyat teorileri kısaca açıklanacak ve bu teorilerin karmaşık ve zengin yapısından çıkarılan en önemli özellikleri ortaya konulacaktır. Kısaca burada modern edebiyat teorilerine bir rehber ve bir giriş bulunmaktadır. Yeni Eleştiri Akımı 1920’li ve 1930’lu yıllarda başlayan bir eleştiri akımıdır. Geleneksel eleştiri anlayışının yaygın olarak ilgilendiği yazarın biyografisi veya psikolojisi, eserin edebiyat teorisiyle ilişkisi gibi metin dışı unsurlara bir tepki olarak doğmuştur. Yeni Eleştiriciler edebî sanat eserinin özerk (otonom) olarak ele alınması gerektiği görüşünü ileri sürdüler. Yeni Eleştiricilere göre, dıştan gelen bir takım referanslarla edebî sanat eserini değerlendirmek doğru değildir. Şiir gerçek dünyaya dair doğruluğunu ispat edebileceğimiz çok az unsur içerir. Şiir oldukça karmaşık bir organizasyondur. Kaynaklar Lentriccia, Frank. After the New Criticism, Altıncı Bölüm Eagleton, Terry. Edebiyat Kuramı, Birinci Bölüm Jefferson, Anne ve David Robey, Modern Edebiyat Teorileri Zima, Peter V. Modern Edebiyat Teorilerinin Felsefesi Arketipal/Mit Eleştirisi C. G. Jung ve Joseph Campbell’in eserini temel alan bir eleştiri akımıdır. Robert Graves, Francis Ferguson, Philip Wheelwright, Leslie Fiedler, Northrop Fry, Maud Bodkin ve G. Wilson Kinight bu akımın en önemli temsilcileridir. Söz konusu eleştirmenler, edebiyatın bireysel ve türsel olay örgüsü kalıpları üzerinde durmuşlardır. Bunlar edebî eserleri belirli arketiplerin veya belirli mitik formüllerin tekrarı olarak gördüler. Bu yüzden Arketipçi eleştirmenler için edebî eserler oldukça gelişmiş ve gerçekçi eserlerdir. Jung’a göre, Arketipler primordial (ilk) imajlar veya psişik kalıntılardır. Bu imajlar ve kalıntılar insan ırkının insan ırkının müşterek bilinç altındadırlar ve çok eski atalarımızın hayatındaki tekrarlanan deneyim tiplerinden miras kalmıştır. Primordial imajlar ve psişik kalıntılar sadece edebî eserlerde değil, aynı zamanda mitlerde, dinî törenlerde, rüyalarda ve özel fantezilerde de ortaya çıkar. Kaynaklar Jung, Carl Gustav. Spirit in Man, Art and Literature. Frazer, J. G. Altın Dal Lentriccia, Frank. After the New Criticism Camphell, Joseph. Hero with a Thousand Faces. Fry, Northrop. Anotomy of Criticism and Fables of Identity |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
![]() |
Psikoanalitik Eleştiri
Modern psikolojinin getirdiği prensiplerin edebiyat incelemelerine uyarlanmasıdır. (Bilhassa Sigmund Freud ve Jacques Lacan). Psikoanalitik eleştiri yazar ruhu ile yaratma süreçlerinin incelenmesine dayanır. Edebî eserlerdeki psikolojik görünümleri veya ilkeleri inceler. Aynı zamanda edebî eserin okur üzerinde bıraktığı etkilerin psikolojik yönüne bakar. Daha fazla bilgi için bk. Lacan, Jacques. Ecrits Eagleton, Terry. Edebiyat Kuramı Freud, Sigmunt. Jefferson, Anne ve David Robey. Modern Edebiyat Teorisi |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
![]() |
Marksist Eleştiri
Edebiyata yönelik sosyolojik bir yaklaşımdır. Edebiyat ve sanat eserlerini tarihsel güçlerin ürünleri olarak görür. Marksist eleştirmenlere göre, edebiyat eserleri biçimlendikleri malzemesel koşullara bakılarak tahlil edilmelidir. Marksist ideoloji Marksistlerin dünya görüşü diye tarif edilen hakim sınıfların diğer sınıflara hükmetmesi temeline dayalıdır. Marksizm hakim sınıflarla baskı altındaki sınıflar arasında mevcut olan çatışma üzerine yoğunlaşmıştır. Herhangi bir çağın nesnel gerçekliği diye tanımladığımız şeyleri taklit etmede sanat eserlerinin cesaret verici bir niteliği vardır. Modern Marksizmin üzerinde durduğu kavramlar oldukça geniştir. Modern Marksizm sanatı üretildiği çağdan özerk ve eş zamanlı olarak üretildiği çağı yansıtan bir nesne olarak görür. Frankfurt Okulu Marksizm ile birleştirilmiştir. Kaynaklar Marx, Karl. Engels, Friedrich. Jefferson, Anne ve David Robey, Modern Edebiyat Teorisi Bullock, Chris ve David Peck. Marksist Eleştirinin Rehberi Ayrıca Walter Benjamin, Tony Benett, Terry Eagleton, John Frow, Friedric Jameson, Georg Lukacs ve Raymond Williams gibi teorisyenlerin eserlerine bakılabilir. |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
![]() |
Postkoloniyalism
Postkolonyalizm, sömürge sistemlerinin ve Avrupalı imparatorlukların çöküşünden sonra, üçüncü dünya ülkelerinin yaşadığı tarihsel döneme işaret eden bir edebî akımdır. Terimsel açıdan bu tür bir anlama sahip olmakla beraber, Postkolonicilik akımı (sömürge sonrası edebiyat akımı) yapılan ayrım her zaman sömürge sonrası üçüncü dünya ülkelerinde gelişen edebiyattan söz etmez. Emperyalizmin çöküşünden sonra, Asya, Afrika ve Karayiplerdeki ülkeler; kendi ülkelerini, kendi kültürlerini ve kendi hükümetlerini yeniden yaratma yoluna gittiler. Bu süreçte üçüncü dünya ülkelerinde yetişen yazarların pek çoğu koloni sonrası kültürlerde meydan gelen değişimler ve kolonicilik anlayışı üzerinde yoğunlaştılar. Sömürge ülkelerde yetişen yazarların yüzleşmek zorunda kaldıkları meydan okuyuşlar, bu yazarların hem kendi kültürlerini yeniden yaratma hem de kendi kültürlerinin ilkel kavramlarıyla mücadele etme girişimleriydi. Örneğin Edward Said Oryantalizm kelimesini Batı’nın tesis ettiği Doğu’ya dair söylemi tarif etmek için kullanmıştır. Kaynaklar Said Edward, Orientalism Soyinka, Wole, Mit, Edebiyat ve Afrika Dünyası. Guneratne, Anthony, The Virtual Spaces of Postcoloniality: Rushdie, Ondaatje, Naipaul, Bakhtin ve Diğerleri. |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
![]() |
Ekzistansiyalizm (existentialism): Varoluşçuluk
Özellikle Jean-Paul Satre ve Albert Camus tarafından savunulan bir edebî-felsefî akımdır. Bu akıma göre her insan tecrit edilmiş bir varlıktır. İnsaoğlu dünyayı hakikatlerden, değerlerden ya da anlamlardan miras almamıştır. Kişinin hayatı hem saçma bir hayattır hem de ona elem verir. Anlamsız dünyada insanın her türlü tercihi yapması mümkündür. Satre bu durumu insanoğlunun temel ikilemi olarak kabul eder. Satre’ın geliştirdiği varoluşçuluk ateist bir anlayıştır. Fakat Satre’ın bu anlayışını zıt olan ve Tanrının varlığını kabul eden başka bir var oluşçu anlayış daha vardır. Danimarkalı bilgin Soren Kierkegaard Tanrıya inanan bir varoluşçuluk anlayışı geliştirmiştir. İnsanoğlu için bilinçli tercih veya Tanrı inancı gereklidir. Soren Kierkegaard, Friedrich Nietzsche, Martin Heidegger, Jean-Paul Satre, Albert Camus, Simone de Beauvoir, Martin Buber, Karl Jespers ve Maurice Merleau-Ponty bu akımın en önemli isimleridir. Kaynaklar Satre, Jean-Paul: Varoluşçuluk ve Hümanizm Kierkegaard, Soren; Fear and Trembling Camus, Albert. Nietzsche, Friedrich. Heidegger, Martin. Barrett, William. Irrational Man: A Study in Existential Philosopy. Lentricchia, frank. Yeni Eleştiri Sonrası. |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
![]() |
Fenomenoloji
İlk defa Edmund Husserl tarafından geliştirilmiş bir edebî-felsefî akımdır. Husserl fenomenolojik indirgemeyi önermiştir. Bütün realitelere saf fenomenler olarak bakılmalıdır. Saf fenomen soyut bilgi formudur. Husserl bilinci her zaman kastî olarak yani bilinçli akt olarak görür. Düşünülen nesnenin veya öznenin amaçladığı bu kastilik veya bilinç aktı aynı zamanda birbirinin evrimidir. Eser dünyayı algılamamızdan veya dünyayı bilmemizden ileri gelen bir fenomendir. Kaynaklar Edmund Husserl İsmail Tunalı, Sanat ontolojisi Takıyeddin Mengüşoğlu, Fenomenoloji |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
![]() |
Hermaneutik/Yorumbilim
Geleneksel anlamdan bakıldığında hermeneutik bir yorumlama bilgisi veya teorisidir. Hermeneutik terimi eski Yunanca’daki hermeneuen kelimesinden gelir. Bu kelime, birinin fikrinin tercüme edilmesi veya yorumlaması demektir. Hermes, Yunan mitolojisinde Tanrıların mesajlarını ölümlülere getirirdi. Bu bakımdan Hermeneutiğin filoloji ile yakından ilişkili bir disiplin olarak ortaya çıkması ve gelişmesi son derece normaldir. Hermeneutik ondokuzuncu yüzyıldan itibaren metinlerle ilgili bir yorumlama metodolojisi olarak ortaya çıktı ve hem felsefede hem edebî metinlerde sıklıkla kullanılan bir yöntem oldu. Bilhassa beşeri kültürün ve insan davranışlarını inceleyen bilimlerin tamamında kullanılmaya başlandı. Martin Heidegger’in erken dönem çalışmlarıyla birlikte Hermeneutik beşeri dilin yorumlanmasıyla ilgili olan hemen her sahada kullanılmaya başlandı. Alman ilâhiyatçısı Friedrich Schleiermacher genel yorumlama teorisini araştıran ve bu yorumlama teorilerini dinî metinlere uygulanan ilk araştırmacı olarak karşımıza çıkar. O, hermeneutik daire diye bilinen kavramı formülleştirmiş bir bilim adamıdır. Bir şeyin bir bölümü o şeyin tümüne ve tüm, o şeyin bir bölümüne dayalı olarak anlaşılabilir. Wilhelm von Humbolt, Wilhelm Dilthey, Martin Heidegger, Hans-Georg Gadamer, Jurgen Habermas gibi isimler hermeneutiğin en önemli isimleridir. Kaynaklar Habermas, Jurgen. Toplumsal Tekamül ve İletişim Halliborton, David. Şairâne Düşünce: Heidegger’e bir Yaklaşım. Hirsch. E. D. Yorumun Amaçları Maglialo, Robert R. Fenomenoloji ve Edebiyat: Bir Giriş. Heidegger, Martin: Oluş ve Zaman |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
![]() |
Rus Biçimciliği
Biçimcilik 1920’li yıllara Rusya’da ortaya çıkan ve Rus Edebiyat araştırmacıları tarafından geliştirilen bir eleştiri akımıdır. Tarih, sosyoloji ve felsefe gibi diğer disiplinleri edebiyat incelemeleriyle birleştirmek suretiyle, edebiyat incelemelerine yeni bir yaklaşım getirdiler.Rus Biçimciliğinin başlangıçtaki merkezi Moskova’dır. Moskova Dilbilim Dairesi Roman Jakopson, Petr Bogatyrev ve Grigorii Vinokur tarafından 1915’te kurulmuştur. 1916’da ise, Wiktor Sklovski, Boris Eikhenbaum, lev Jakubinski, Osip Brik gibi simler de Patrograd’ta OPAJAZ (Şairâne Dil İncelemeleri Derneği)’ni kurdular. Bu iki grup araştırmalarında elde ettikleri bulgularını paylaştılar ve sürekli seyahatlerle birbirleriyle yakın ilişki kurdular ve ortak eserler yayımladılar. Moskova Dilbilim Dairesi dil incelemelerine yeni yaklaşımlar getiren ve şairâneliği geniş bir araştırma alanı olan dilbiliminin bir parçası olarak gören en önemli dilbilimcileri bünyesinde birleştirmişti. MDD üyeleri çağdaş Rus şiiri ile Rus folklörü arasına kesin çizgiler çizerek, pratik dil ile şairâne dili birbirinden ayırdılar. OPAJAZ üyeleri ise temelde edebiyat tarihçilerinden oluşan bir gruptu. Bunlar edebiyatı dilbilimi verilerine bağlı olmadan kendi disiplini içinde araştırılması mümkün olan sözlü sanatın yegâne türü olarak görüyorlardı. Edebiyatı kendisine hükmedilen genel ilkelerle ilşkilendiren OPAJAZ üyeleri dikkatlerini Rus klasiklerine ve Avrupa edebiyatlarına yönelttiler. OPAJAZ ve MDD üyelerinin anlayışları arasında önemli farklar olmasına rağmen, genel ilkeler bazında bu iki grup ortak paydalar taşıyordu. İlk olarak bilimsel temele dayalı edebiyat incelemelerinde bütün güçlerini birleştirdiler ve edebiyatı kendi nesnel gerçekliğini içinde taşıyan ve kendi metodu ve süreçleri olan bir inceleme alanı olarak gördüler. İkinci olarak teorinin altını çizdiler. Onlara göre sanatın kendi iç kanunlarıyla güçlendirilen yegane estetik birim olduğu görüşünde ısrar ederek, sanatın gerçeğin yansıtılması olduğu teorisinin altını çizdiler. 1930’lu yıllarda Sovyet sistemini baskıcı politikalarından dolayı Rus Biçimcileri dağıldılar ve çoğunluğu Çekoslavakya’ya göç etmek zorunda kaldı. Çekoslovakya’da Roman Jakopson, Jan Mukarovski ve René Wellek gibi isimler bir araya toplandı ve Prag Dilbilim Dairesi grubunu oluşturdu. Prag Dilbilim Dairesi ise edebî dil ile alelâde dil arasında temelli bir oppozisyon olduğu varsayımından hareket etti. Biçimcilik alelâde dilin ilk ve esas işlevinin bir mesaj veya bir bilgi olarak iletişimi sağmak olduğu düşüncesini ileri sürer. Buna karşılık biçimciler edebî dili ise kendine yönelen bir dil olarak görür. Edebî dilin işlevi harici referanslar oluşturmak değildir. Fakat edebî dil, dikkatimizi dilin kendi biçimsel unsurlarına çeker. Yani dilbilimsel işaretler kendi aralarında karşılıklı bir ilişki taşırlar. Edebiyat dilbilimsel bilimler yoluyla, eleştirel tahliller yapılacak bir nesnedir. Aynı zamanda Edebiyatın kanunları edebîliğin belirleyici unsurlarıyla oluştuğundan edebiyat alelâde söylemden farklıdır. Viktor Schklovski, dilin -zamanın periyodu içinde- kaygan, bilinçsiz veya şeffaf olma eğilimi taşıdığını ileri sürdü. Buna karşılık edebî eser,adımda adım alelâde dilde uzaklaşma eğilimindedir. Mikhail Bakhtin’in belirttiği gibi edebî dil teoriyle karşılıklı diyalog içerisindedir. Dostoyevski’nin yazıları gibi edebi eserleri tahlil eden Bakhtin, edebî dili farklı karakterlere ait seslerin karşılıklı meydana getirdikleri çok sesli bir oyun olarak görür. Kaynaklar Roma Jakopson, Kapalı İfade: Dilbilim ve şairânelik. Mikhail Bakhtin. Diyalogcu Muhayyiler: Dostoyevskide Şairânelik Meseleleri. Victor Ehrlic. Rus Biçimciliği: Tarih, Doktrin E. M. Thompson. Rus Biçimciliği ve Anglo-Amerikan Yeni Eleştiriciliği. René Wellek. Edebiyat Teorisi ve Prag okulu Estetiği. |
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
![]() |
Avangard (Öncü) Estetik
Avangard (Öncü) Eleştiri: Sözlük anlamı yenilik getiren, yeni moda yaratan demektir. Bu akım sık sık kitle kültürü elemanlarına başvurmak suretiyle, hayat ve edebiyat arasındaki bulanık elenen ilişkiyi en azında bulanıklaşmayı arama yoluna gitmişlerdir. Avangard sanatçılar hayat ve sanat arasındaki bulanık ilişkiyi yenileştirme amacındırlar. Aynı zamanda onlar hayatı ve sanatı kurulu düzenden yabancılaşma vasıtası olarak görürler. Avangard edebiyat ve sanat sosyal normlara be kurulu düzene meydan okumayı tercih etmiştir. |
|
|
|
![]() |
| Etiketler: edebiyat, teorileri |
| Etiketler |
| edebiyat, teorileri |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Edebiyat Bilimi'nde eleştiri | deniz | Türk Dili ve Edebiyatı | 8 | 17.04.10 18:41 |
| Edebiyat Nedir? | azra | Türk Dili ve Edebiyatı | 0 | 16.04.10 04:21 |
| Forum | Yasal Uyarı |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.3 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Protected by coders Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2 Webcrawler by coders CodersForum Her Hakkı Saklıdır |
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
|