![]() |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
İyi bir roman girişi nasıl olmalıdır? Yanıtlaması çok zor bir sorudur. İlk tümceler okurun ilgisini çekmek açısından elbette çok önemlidir, fakat her yazar, her kitabında roman başlangıcının nasıl olması gerektiğini farklı yanıtlar.
"Santiago Nasar, öldürüleceği gün, piskoposun geldiği vapuru beklemek için sabah saat beş buçukta kalkmıştı. Düşünde kendini incecikten bir yağmurun yağdığı dev incir ağaçlarının oluşturduğu bir ormandan geçerken görmüş, bir an için mutlu olmuş, uyandığında üstünün başının kuş pisliğinden görünmez olduğu duygusuna kapılmıştı. Bundan yirmi yedi yıl sonra annesi Placida Linero, bana, o uğursuz pazartesiyi anımsadığı bir sırada 'Oğlum her zaman ağaçları düşlerdi. Bir hafta önce de düşünde kendini badem ağaçlarının arasından uçan ve dalların hiçbirine çarpmadan geçip giden yaldızlı kâğıttan yapılmış bir uçakta gördü,' dedi. Placida Linero başkalarının gördüğü düşleri hiç yanılmadan yorumladığı için haklı bir üne kavuşmuştu. Yalnız bu düşlerin kendisine aç karnına anlatılması gerekti. Bununla birlikte oğlunun iki düşünde de hiçbir uğursuzluk sezememiş, hatta ölümünden önceki günlerde her sabah anlattığı ve yine ağaçlar gördüğü düşlerinde de herhangi bir felaket haberi görmemişti." Gabriel Garcia Marquez, "Kırmızı Pazartesi", Çev.: Faik Baysal |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
![]() |
Bir romanı elime alıp okumaya başladığımda kendimi okyanusta kaybolmuş küçük bir balık gibi hissederim. Neredeyim? Nereye sürükleniyorum? Biraz şaşkınlık, biraz kaybolmuşlukla, sözcüklerin arasında bir şeyler anlamaya çalışırım, sonra bir anda (iyi romanlarda ancak) kendimi, yazarın oltasına takılmış bulurum ve roman çok iyiyse bittiğinde hâlâ oltadayımdır. Aksi halde, bir yerlerde oltadan kurtulmuş, zihnim dağılmış, nerede olduğumu unutmuş, dolanmaya başlamışımdır.
İyi bir roman girişi nasıl olmalıdır? Yanıtlaması çok zor bir sorudur. İlk tümceler okurun ilgisini çekmek açısından elbette çok önemlidir, fakat her yazar, her kitabında roman başlangıcının nasıl olması gerektiğini farklı yanıtlar. Bazı roman girişleri öylesine büyük söz verir ki kitabı okuma aşamasında yaşamımızın değişeceğini umut ederiz. Bazıları merak uyandırır, bazıları bilinçaltımıza bilgiler yollar, neler öğrendiğimizin ilk anda farkına bile varmayız. Tolstoy "Anna Karenina" romanına "Mutlu aileler hep birbirlerine benzerler; oysa her mutsuz ailenin öyküsü farklıdır" diye başlar. Böyle bir başlangıçla okur, anlatılacak öykünün tonunu, birinci tümceden hisseder. Thomas Mann "Buddenbrook" romanına "VE - ve - sonra ne oldu?" diye bir diyaloğun orta yerinden başlar. J. D. Salinger'in "Gönülçelen" romanı "Bu öyküyü gerçekten dinlemek istiyorsanız, her şeyden önce nerede doğduğumu merak edersiniz gibi geliyor bana. O kokuşmuş çocukluğumun nasıl geçtiğini, bendenizi dünyaya getirmeden önce ailemin ne haltlar karıştırdığını, kısacası bütün o David Copperfield tıraşlarını öğrenmek istersiniz herhalde. Ama doğrusunu söyleyeyim mi size, hiç niyetim yok bu dümenlere girmeye..." sözleriyle başlar. Salinger, hiç girmek istemediği konuya girmiş,anlatmayacağını söylediği öyküsünü anlatmaya başlamıştır bile.. hatta bu konuların kendisi için ne kadar zor ve acı veren konular olduğunu da hissettirmiştir. Polisiye veya macera romanları da ilk satırlarında az bilgi vererek okurda merak uyandırmaya çalışırlar; öykünün birsonraki aşamasında ne olacağını merak ederek okumayı sürdürürüz. Macera romanlarının sonu ne çok belirgin ne de fazla gizli olmalıdır, yeterince ipucu gerektiği kadar, bir miktar da gizem mutlaka kalmalıdır. Yukarda alıntı yaptığımız Gabriel Garcia Marquez'in "Kırmızı Pazartesi" romanının girişi, macera romanlarının tam tersine ilk satırda konuyu söyleyerek başlar. Hatta romanın orijinal adı "Cronica de una Muerta Anunciada" ("Haberli Bir Cinayetin Belgesi"), romanın ilk satırından da önce, konuyu haber verir. Marquez özellikle hiçbir şüpheye yer vermeksizin, dolaysız olarak hikâyesini anlatır, romanın başkahramanı Santiago Nasar'ın cinayetini anlatacağını söyler ve anlatır. Karmaşık bir cinayet öyküsü olmasına rağmen, sanki antik bir tragedyada gibi konu baştan biliniyordur. Karakterler de başlarına gelecekleri biliyorlardır ama kadere karşı koymak için ellerinden bir şey gelmez, olayların akışının kendi iradeleri ile engellenemeyeceğini bile düşünmeye başlarlar. Hepsi Santiago Nasar'ın ölümünü kabul etmiştir bile. Antik çağların tragedyaları gibi sadece kaderin çizdiği yolda, kadere boyun eğen ve iradesini kullandığını sandığı halde özgür seçim yapamayan kişilerdir. Trajedi sözcüğünün kökeni, eski Yunanca'da "keçi şarkısı" anlamına gelir ve bu ismin, tanrı Dionysus onuruna düzenlenen bereket ayinlerinde kurban edilen keçi nedeniyle verildiği sanılır. Antik çağ tragedyalarında "Kral Oedipus" gibi kahramanlar alın yazılarını değiştirmek, üzerlerindeki lanetten kurtulmak üzere yola çıkarlar fakat her seferinde kehanetin içine düşer ve kaderlerini asla değiştiremezler. Tragedya kahramanları istemleri ya da rastlantılar tarafından kışkırtılır, ölümcül cehalet veya saplantılı görev duygusu yüzünden sonunda merhametsiz kaderleriyle yüzleşirler. Marquez de "Kırmızı Pazartesi"de antik tragedyalar tarzını denemiştir. Romanın başında, anlatacağı cinayetin detaylarını vermeye başlar. roman kahramanları da bizler gibi, cinayetin işleneceğini, cinayet işlenmeden önce biliyorlardır. (Aynı, antik tragedya seyretmeye giden ilkçağ seyircisinin kahramanların öyküsünü Homeros destanlarından bildiği gibi.) Öykünün daha ilk başlarında, "şimdiden bir hayalete benziyordu", "ona daha çok acıma duygusuyla bakıyorlardı", "kızkardeşim gözlerinin önünden bir meleğin geçtiğini sanmıştı", "limanda bulunanların çoğu Santiago Nasar'ın öldürüleceğini biliyordu", "her zaman ölenden yana olmak gerek"... gibi sözlerle Santiago Nasar'ın ölümünün kabul edilişini dile getirirler; halbuki aralarında bir ya da ikisi dışında -cinayeti işleyen ikiz kardeşler dahil- kimse gerçekten Santiago Nasar'ın ölmesini istemiyordur. Kitabı okurken bir nokta aklımıza takılmaya başlar, o da cinayete neden olan namus davasında -Santiago Nasar tarafından kirletildiğini söyleyen genç kızın yalan söyleyip söylemediğidir. Genç kız gerçekten sevdiği başka bir erkeği kurtarmak için mi Santiago Nasar'a iftira atar ve ikiz ağabeylerinin genç adamı öldürmelerine göz yumar? Yoksa Santiago Nasar kendisini reddettiği için intikam mı alıyordur? Santiago Nasar'ın evdeki genç melez hizmetkâra yaptığı sarkıntılıktan dolayı çok masum olmadığını biliriz fakat bu onu başka konuda suçlamamıza yeterli midir? Bütün bir soruların, kitabın bir noktasında açıklanacağını umarak okuruz fakat romanın sonunda, başında bildiğimizden daha fazla bilgiye ulaşmayız. Romandaki karakterlerin yıllarca beklediği gibi, roman okuru bizler de genç kızın her şeyi itiraf etmesini, neden yalan söylediğini anlatmasını isteriz fakat bu hiç gerçekleşmez. Santiago Nasar'ın ölümü hak edip etmediği, aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ aydınlığa kavuşmamıştır. Antik kahramanlar gibi Santiago Nasar, kaderine boyun eğmek zorundadır: Ölümlü alınyazısından kurtulması söz konusu değildir. Romandaki bir başka kadercilik-tragedya birlikteliğini çağrıştıran olgu da, cinayetin olduğu günlerde yaşanan ve söylenenlerin yıllar sonra doğru çıkmasıdır. Sarhoşken yapılan evlilik teklifleri yıllar sonra da olsa gerçekleşir, sadece Santiago Nasar değil, tüm roman kahramanları kaderlerine boyun eğmek zorundadır. Marquez, romandan uyguladığı yöntemi roman kahramanlarından birinin (cinayet davasına bakan yargıcın) ağzından en güzel biçimde özetler: "...özellikle önceden kesinlikle bildirilen bir ölümün hiç aksamadan gerçekleşebilmesi için yaşamın edebiyatta bile görülmeyen bunca rastlantıya başvurmuş olması (bana) her zaman bir haksızlık olarak görünmüştü..." cumhuriyet |
|
|
|
![]() |
| Etiketler: girisleri, roman |
| Etiketler |
| girişleri, roman |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Psikolojik roman | deniz | Türk Dili ve Edebiyatı | 0 | 17.04.10 18:44 |
| Forum | Yasal Uyarı |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.3 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Protected by coders Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2 Webcrawler by coders CodersForum Her Hakkı Saklıdır |
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
|